11 Haziran 2021

İNKAR SİYASETİ NASIL BİTTİ?

Çıkar kavgalarında toplumların kutsalları hedef alınır. Savaşta ve barışta toplum dinamiklerini harekete geçirmek, kutsallar üzerinden algı yönetmek dünya tarihi kadar eski bir yöntemdir. İslamiyet’in daha ilk yüzyılında yaşanan kardeş kavgaları, mezheplere bölünme, mezhepler arası çatışmalar da gücü ve yönetimi ele geçirmekle alakalı vakalardır. Son zamanlarda 1000 yıllık, 500 yıllık yarayı deşenler de Ali’siz Alevilik, Ilımlı İslam, Dinler Arası diyalog makyajlarıyla İslam dünyasını atomlarına kadar parçalamak derdindedir.

Osmanlı Safevi savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşuna kadar Alevi vatandaşlarla devlet arasında bir kısım huzursuzluklar yaşanmıştı. Çorum olayları, Maraş Olayları, Sivas – Madımak Oteli yangını Sünni ve Aleviler arasında mezhep hassasiyetine dayalı iç kaos oluşturma vakaları olarak tarihe geçti. Çok sayıda can kaybı, savaş uçaklarıyla Dersim’in bombalanması, yöre halkından binlerce vatandaşın sürgün edilmesiyle sonlanan Dersim Olayları Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan ve etkisi hala süren çok ciddi bir travma oldu. O talihsiz olaydan sonra alevi vatandaşlar özellikle şehir hayatında, resmi kurumlarında refleks olarak alevi kimliklerini gizlediler.

1988 yılında Hint asıllı Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” isimli kitabı İngiltere’de yayınlanmış ve İslam ülkelerinde büyük tepki toplamıştı. Aziz Nesin Türkiye’de de yasaklanan bu kitabı Türkçeye çevirdi ve Mayıs 1993 tarihinde köşesinde bu kitabın yayın yasağı ile ilgili zehir zemberek bir yazı yayınladı. Halbuki din, dil, ırk, etnisite ayrımı yapmadan eşit ve hür bireyler olarak yaşamak tüm insanların temel hak ve özgürlüğü olmalıdır.

Alevi vatandaşlar için son 19 yılın demokratikleşme adımları

Devlet iki binli yıllardan itibaren Kürt, Roman, gayrimüslim vatandaşlar için atılan demokratikleşme adımları gibi Alevi vatandaşları için de attığı adımlarla Alevi Açılımını birlikte yürütmeye başladı. İlk olarak İktidardaki parti alevi kimliği ön planda olan kanaat önderleri ve siyasilerle ortak çalışmaya başladı. 2007 yılındaki genel seçimlerde meclisteki Alevi vekillere ek olarak, Alevi kimliğine vurgu yapan 3 siyasi muhafazakar bir partiden vekil seçildi. Bu süreçte Alevilikle ilgili bilgiler ders kitaplarına bu süreç eklenerek tek tip inanç, tek tip insan dayatmasının kırılması için önemli bir adım atıldı. 2008’de Türkiye’nin ilk alevi enstitüsü Ankara’da açıldı. Yedi etaptan oluşan ve farklı şehirlerde icra edilen Alevi Çalıştayları’nın ilki Ankara’da yapıldı. Sorunların tespitinin ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı çalıştaylara Alevi dernekleri katıldı.

2 temmuz 1993 yılında meydana gelen olaylarda 37 kişinin hayatını kaybettiği Madımak oteli kamulaştırılarak bilim ve kültür merkezi olarak hizmete açıldı. Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ilk resmi davetlileri Muharrem Aşı için davet edilen aleviler olurken 2011 yılında dönemin başbakanı ilk kez resmi bir trajedi olan Dersim Olayları ile ilgili devletin sorumluluğu için özür diledi. Anadolu Aleviliğinin temel felsefesini oluşturan Hacı Bektaş-ı Veli’nin ilk tekkesini Nevşehir’de kurmasıyla ilişkili olarak Nevşehir Üniversitesi’nin ismi 2013 yılında Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olarak değiştirildi. 2014 yılında Hacı Bektaş Veli Kültür Derneğine ‘’Kamu Yararı’’ statüsü verilerek derneğe bağış ve faaliyetler konusunda pek çok kolaylık sağlanmış oldu.

Alevi hükümlülerin talep etmeleri halinde Alevi dedeleri ile görüştürülmelerinin yolu açıldı. İnönü Üniversitesinde Avrasya Alevilik ve Bektaşilik Araştırma ve Uygulama merkezi kuruldu. Cem evlerine ibadethane statüsü verilerek tıpkı cami, kilise, sinagog gibi aydınlatma giderleri devlet tarafından karşılanmaya başladı. Ayrıca belediyelere cem evleri için arsa tahsisi yapma yetkisi verildi. 1980 darbesiyle yasaklanan Hazreti Ali’nin doğum günü kutlamaları için 2017 yılında devlet düzenleme yaptı. Küçükçekmece’de 1500 kişi kapasiteli cemevi inşasına başlanırken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tunceli ilindeki tüm cemevleri çevre düzenlemesi işini il özel idaresinin üstleneceğini ve kendilerinin de hibelerle deste olacağını beyan etti. Aynı göğün altın altındayız. Bir olursak Çok oluruz, İri oluruz, Diri oluruz.