08 Nisan 2021

Sağlık reformu

Hastane önünde incir ağacı

Doktor bulamadı bana ilacı

Baştabip geliyor zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu

Ellerin vatanı bana yurt oldu

Bu Yozgat türküsü veremli bir gencin tedavi için İstanbul’da vefatının hikayesi.  Sağlık sistemimizin en eski halini, insanın içini burkan şekilde anlatıyor.

90'LI YILLARDA SAĞLIK SEKTÖRÜNDE NELER OLDU?

Tüm hükümetler döneminde sağlıkta hizmet kalitesinin artması, vatandaşa ucuz ve nitelikli sağlık hizmeti götürülmesi için gayret gösterilmiş ancak tam anlamıyla bir reform yapılamamıştır. 90’lı yılların başında köklü bir reform paketi açıklanmış ama teorideki değişim pratiğe dökülememiştir.

90’lı yıllarda yürütülen Sağlık Reformu çalışmalarının ana bileşenleri şunlardı:
1. Sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanarak Genel Sağlık Sigortası’nın kurulması
2.Birinci basamak sağlık hizmeti kapsamının aile hekimliği çerçevesinde geliştirilmesi
3. Hastanelerin özerk sağlık işletmelerine dönüştürülmesi
4. Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik veren sağlık hizmetlerini planlayıp denetleyen bir yapıya kavuşturulması

2003 yılında başlayan “Sağlıkta Büyük Dönüşüm Programı” öncesinde, sağlık sistemi çok başlı, çok dertli teker yuvar gidiyordu. Öncesini ve sonrasını yaşamış bir hekim olarak "Hepsi biz yaşarken oldu" diyorum. 90'lı yıllarda hastaneler gibi sosyal güvenlik sistemi de BAĞKUR, SSK, Emekli Sandığı gibi ayrı ayrıydı.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI HİYERARŞİSİ 

 Birinci basamak sağlık hizmeti de dağınık ve çok başlıydı. Sağlık ocakları ilaç yazdırılacak yer, oradaki doktor da mecburen o ilacı yazacak kişi olarak görülüyordu. “Bu ilaçları yazamam” ya da “Bence uygun değil” dendiği anda da kavga kopuyordu. Yaşadım biliyorum. "Eline mi yapışır, sen zaten iyi doktor olsan burada olmazdın" ile başlayan cümlelerle ortam ısınıyor, bazen de karakolda bitiyordu kavgalar.

90'lı yıllardasağlık personeli dağılımında asimetrik uygulamalar yapılıyordu. Aşkla Aile Hekimliği sistemine karşı sağlık ocağı sistemini savunan TTB’li bazı arkadaşlar 30 kadrolu sağlık ocağında 30 günde bir poliklinik yapıyordu. Oysa organize ettikleri toplantılarda da bir köy sağlık ocağında, aynı sobada ellerini ısıtan doktor ve hemşire yoldaşlığına vurgu yaparak ajitasyona tam gaz devam ediyorlardı.

Sistemdeki boşluklar kötüye kullanıma da açıktı. Bir başkasının sağlık karnesiyle muayene olan, reçete yaptıran hatta hastaneye yatan sayısı az değildi. Hekimlerden bir kısmı ise 90'lı yıllardahastaneleri özel muayenehaneleri için basamak yapıyordu. Özellikle birinci basamak sağlık hizmeti dahilindeki hekimler ile diğerleri arasında ciddi gelir dengesizliği vardı.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI KAPSAMINDA NELER DEĞİŞTİ?

1 Ocak 2003 yılında "Sağlıkta Dönüşüm Programı" başladı. Herkes için eşit, nitelikli ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti, hedef olarak belirlendi. İnsan odaklı bu yeni "Sağlıkta Dönüşüm Programı" sistemine geçiş, 8 yılda tamamlandı. Gelişmiş ülkelerde böyle bir değişim, ortalama 20 yılda ancak tamamlanmıştı.

Kamu çalışanlarına özel sağlık kuruluşlarında da tedavi olabilme hakkı verildi. (Haziran 2003) Eğer bir kamu çalışanının bulunduğu bölgedeki birinci basamak sağlık hizmeti kapsamında tedavisi ya da operasyonu yapılamıyorsa, ikinci basamak için özel sektöre sevk edilmesinin yolu açılmıştı.  Evet, tabii ki TTB karşı çıktı.

"Sağlıkta Dönüşüm Programı" kapsamında hasta hakları uygulamaları tüm hastanelerde başlatıldı. (1 Ocak 2004) Bu durum hasta-sağlık çalışanı arasındaki eşitsiz ilişkiye bir çentik atıyordu. Bir kısım Tanrı kompleksli hekimler ve kim ne derse desin burada benim borum öter havasındaki sağlık personelini biraz zorlayacaktı bu işler. Zorladı da... Her sağlık çalışanı için alışılması zor bir süreç oldu.

90'lı yılların sonunda hayata geçirilen 112 Acil Servis hizmetlerinde ve uygulamalarında çok ciddi adımlar atıldı. 112 Acil Servis ambulansları sosyal güvencesi olmayan vatandaşlar için de ücretsiz oldu. (Haziran 2004) 112 Acil Servis çalışanlarını ve hastaları en çok rahatlatan kararlardan biriydi bu. Düşünün, kaza geçirmiş kafası gözü yaralı adamı ambulansa alıyorsunuz. Bir de ambulans ücreti pazarlığı yapıyorsunuz. “Ben canımla uğraşıyorum ne parası!” Yaşadım biliyorum…

112 Acil Servis hizmetleri ve ambulans filosu her yıl ilave katkılarla genişletildi. Kara ambulanslarına, deniz ve hava ambulansları eklendi. Burada kısa bir es ile 112 Acil Servis öncesi ve sonrası halini yaşadığım tecrübeden aktarayım.

İlk kez vatandaşın doğrudan iletişimi için SABİM 184 hattı açıldı. Vatandaşın istek ve şikayetlerini doğrudan bir bakanlığa ilettiği ilk iletişim kanalıydı. (Ağustos 2004) Bazen "Doktorun tipini beğenmedim" tarzında kendince yerinde ama yersiz şikayetler olsa da pek çok olay kısa sürede çözüme kavuşturuluyordu.

Ücretsiz Kanser Tarama Merkezleri kuruldu. (Aralık 2004) Kanserde erken teşhis ve bilinçlendirme eğitimleri veren bu merkezler aynı zamanda geniş tabanlı tarama faaliyetleri yürütüyor.

Kamu hastaneleri tek çatı altında birleştirildi. (Ocak 2005) Numune, SSK, PTT, Demiryolu hastaneleri gibi farklı kurumlara bağlı tüm hastaneler Sağlık Bakanlığı’na bağlandı. TTB, bu karara fena bozuldu. “Hastalar SSK kuyruklarını arıyor” benzeri açıklamalara imza attılar.

Avrupa’nın en büyük ulusal medikal kurtarma ekibi kuruldu. (2005) Büyük doğal afetlerin yaşandığı (depremler) ülkemizde; arama, kurtarma ve acil tıbbi müdahale için organize olmak çok değerli bir adımdı. Çok geç kalmıştık. Büyük Marmara Depremi’nde bu açıdan çok ciddi bir fiyasko yaşamıştık.

Bunlar olurken ilk olarak Düzce'de sonra da 10 farklı ilde Aile Hekimliği Pilot Uygulaması'na geçildi. Elbette TTB kızılca kıyamet kopardı. Hekimler örgütlendi. Sistemin ne kadar pis bir şey olduğu anlatıldı.

Sosyal Güvenlik Kurumları Birleştirildi. (1 Mayıs 2006)

18 yaşından küçük tüm çocuklar, genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Ailenin sosyal güvencesine bakılmadan tüm 18 yaş altına ücretsiz sağlık hizmeti verilecek kararı alındı. (31 Mayıs 2006)

"Sağlıkta Dönüşüm Programı" kapsamında hekim seçme hakkı getirildi. (1 Ekim 2007) Hastalar diledikleri hastaneden kendi istedikleri hekimden randevu alabilecekti.

Yatan hastalar için ilaç ve malzemelerin ücretsiz temini için tebligat yayınlandı (1 Ocak 2008)

Türkiye’nin kanseri önleme politikaları DSÖ Kanser Raporu kitabında örnek model gösterildi. ( 1Ocak 2008) (KETEM)

Helikopter ambulanslar faaliyete başladı. (28 Ekim 2008)

Riskli gebelikler için "Misafir Anne" projesi başladı. (17 Şubat 2009)

Yatağa bağlı hastalar için ‘’Evde Sağlık Hizmeti’’ uygulaması başlatıldı. (1 Şubat 2010)

Anne Dostu Hastane programı başladı. (1 Mayıs 2011)

Bebeklere evde "Fototerapi" uygulanmaya başladı. (17 Mart 2012)

Türkiye’nin tütünle mücadelesine 3. ödül verildi. (31 Mayıs 2012)

Şehir hastanelerinin yapımına başlandı. (20.08.2013)

İstenilen hastane ve hekimden online randevu dönemi başladı. (1 Ekim 2013)

En az dört yaralının yatarak nakledilebileceği ambulanslar envantere katıldı. (1 Ocak 2014)

Tüm hastanelerde "Hasta Hakları Birimi" kuruldu. (8 Şubat 2014)

Aşı üretim teknolojisi ile milli aşı üretimine başlandı. (24 Temmuz 2014)

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) kuruldu. (31 Temmuz 2014)

Sigara Bırakma Poliklinikleri'nde ücretsiz ilaç temini başladı (16 Ekim 2016)

İlk yerli Hepatit B aşısı üretildi. (14 Mayıs 2016)

Hastanelere E-Sicil uygulaması başladı. (26 Temmuz 2017) Özel hastanelerin yoğun bakım yatağı, teknik donanımı gibi içeriğe göre AKOM'a bildiriliyordu.

Özel hastanelerde acil (kırmızı kod) hastalardan ücret alımı sona erdi. (21 Şubat 2018)

Görüntü Paylaşım projesi ve E-Nabız uygulaması başladı. (26 Nisan 2018) Bu mükerrer röntgen çekimlerini ve tetkiklerinin önüne geçen bir adım oldu.

Kanser hastalarının tedavileri tamamen ücretsiz hale getirildi. (5 Temmuz 2018)

Sağlık Bakanlığı, Sağlık Endüstrileri Dönüşüm ve Araştırma Platformu'nu kurdu. ( 3 Aralık 2018)

Sağlık Market Projesi hayata geçirildi. (13 Aralık 2018)

TÜRKÖK, kök hücre bağışında ilk 10 sıraya yükseldi. (21 Eylül 2018)

İlk şehir hastanesi Mersin’de hizmete açıldı.

2005'te hazırlıklarına başlanan şehir hastaneleri projeleri, sağlık hizmeti kapsamında birer birer hayata geçirilmeye başlandı.

Şu ana kadar 13 şehir hastanesi tamamlandı. Hizmete başlandı.

Türkiye karaciğer naklinde dünyanın en başarılı üç ülkesi arasında yer aldı.

Covid 19 sürecinde büyük salgın hastaneleri yapıldı.

Yapılan sağlık reformları sonucunda, sağlık hizmetlerine ulaşmak kolaylaştı.

Hizmet kalitesi arttı.

Vatandaş memnuniyet anketleri yükseldi.

Türkiye sağlık turizminde ilk sıraya yükseldi.

Salgın döneminde alınan tedbirlerle tüm dünyaya örnek oldu.